DEVLETLER

TUÄžLUKLULAR

Oca 13, 2008 - DEVLETLER | yorum yazın

TuÄŸluklular

Hindistan’daki Türk-İslâm hânedanlarından.
Hânedanın kurucusu ve ilk hükümdarı Gıyâseddin Tuğluk, Kalaçların son sultanı Kutbeddîn Mübârek Şah zamanında (1316-1320), Pencab ve Sind’de valiydi. Halacîler saltanatına son veren Nâsıreddîn Hüsrev Şahın sultanlığını tanımayarak, Delhi üzerine yürüdü. Sultan Raziye Türbesinin yakınındaki Lahravat mevkiinde, Nâsıreddîn Hüsrev Şahı, büyük bir bozguna uğrattı. 6 Eylül 1320’de, Delhi tahtını ele geçirdikten sonra, yakınlarının ısrarı ile, sultanlığını ilan etti. 1323’te Kakatiya racalığını, 1325’te Bengal’i aldı. Gıyâseddin Tuğluk Şahın, aynı yıl Delhi’de ölümü üzerine, yerine oğlu Muhammed geçti.

Gıyâseddin Muhammed Åžah, edebiyat ve fennî ilimlerde mütehassıs olduÄŸu kadar mahir bir kumandandı. Devlete malî destek için yeni vergiler koydu. MoÄŸol TarmaÅŸiri’nin Mâverâünnehir’e taarruzuna, 1329’da muvaffakiyetle karşı koydu. MoÄŸol iÅŸgalindeki Orta Asya’yı zaptetmek için, Pamir yolu ile sefer düşündüyse de gerçekleÅŸtiremedi. Türk ve İslâm âlemiyle devamlı temasta bulundu. Kahire’deki Abbasî Halifesi Birinci Müstekfi (1302-1340) de, Gıyâseddin Muhammed Åžahın saltanatını tasdik etti. Memlûklar’la siyasî münasebet kurdu. Muhammed Åžah, 1351’de vefat etti. Evlâdı yoktu. Hindistan âlimlerinin tavassutu ve ordu kumandanlarının ısrarıyla, hânedandan Firûz Åžah, 1352’de, TuÄŸluk Sultanı ilan edildi.

Firûz Şah (1352-1388), saltanatın sahipsizliğinden istifadeyle çıkan karışıklıkları, tamamen ortadan kaldırdı. Ülke içinde huzur ve emniyeti sağladı. Birliği kuvvetlendirdi. Ahaliye çok âdil davrandı. Delhi Sultanlığının ekonomik ve kültürel seviyesini yükseltti. Bendler, barajlar yaparak, zirâî mahsulün verimliliğinin artmasını sağladı. Serhend bölgesini sulayan, 240 kilometre uzunluğunda bir kanal yaptırdı. Ortasına da 140 kilometrelik bir kol daha ilave ettirdi. Mektepler yaptırıp, âlimleri himaye ederek, kültür seviyesini yükseltti. Ahâli, Firûz Şaha çok hürmet ederdi. Tarihçiler, Firûz Şahı âdil bir hükümdar numunesi, devrini de emsalsiz bir refah ve saadet devri olarak tarif ederler. Firûz Şah, 1385’te vefat edince yerine, torunu Gıyâseddin Tuğluk Şah geçti. Ülkede iç karışıklıklar çıkıp, hânedan mensupları, saltanat iddiasında bulundular. Saltanat mücadelesinden istifadeyle, Hindular da isyan ettiler, ülke bölündü. Timurlular Hânedanının kurucusu Timur Han (1370-1405), Hind Seferine çıktı. 1398’de Delhi’ye girdi ve Hindistan’ı zaptetti. Tuğluklular ülkesi, hânedanlar arasında paylaşıldığından, devlet bölündü. Siyasî birlik parçalandı. Multan Valisi Hızır Han, Tuğluklular Hânedanını yıktı. Delhi’ye kendilerinin seyyid olduğunu söyleyen “Seyyidler Hânedânı� hakim oldu. (Bkz. Delhi Türk Sultanlığı)
 

SACA OÄžULLARI

Oca 13, 2008 - DEVLETLER | yorum yazın

Sâcoğulları (Sâcîler)

Âzerbaycan’daki Türk hânedanlarından.
Abbasî Halifeliği topraklarında kuruldu. Hânedânın kurucusu Ebü’s-Sâc Divdâd, Uşrusanalı bir Türk komutandı. Abbasî Halifesi El-Mütevekkil’in hizmetine giren Ebü’s-Sâc Divdâd kısa bir sürede önemli mevkilere geldi. Halep, Kınnesrin ve El-Ahvâz’da valilik görevlerinde bulundu. 868-870’te Âzerbaycan ve havalisinin umumî valiliğine getirildi. 880’de ölümü üzerine yerine oğlu Muhammedü’l-Afşin Ebû Ubeydullah geçti.

AfÅŸin, 885’te Musul ve el-Cezîre’yi Tulunlular’dan alıp, kendi adına hutbe okuttu. Ancak Emîr İshak karşısında tutunamayarak geri çekildi ve tekrar Âzerbaycan’a yerleÅŸti. Meraga, Kars ve Divin’i zaptetti. 901’de ölümü üzerine yerine kardeÅŸi Ebü’l-Kasım Yûsuf geçti.

Ermeni krallığı üzerine sefere çıkan Yusuf, Kral Sempad’ı yenip öldürerek büyük şöhret kazandı. Abbasîlerden Kazvin, Zencan ve Ebher’i aldı. Üzerine gönderilen Abbasî ordusunu bozguna uğrattı (918). Ancak iki yıl sonra Emir Munis’e karşı giriştiği mücadeleyi kaybederek, esir düştü. İki yıl Bağdat’ta tutuklu bulunan Yusuf, serbest bırakıldıktan sonra Karmatîlere karşı giriştiği mücadelede öldürüldü (927). Yerine Afşin’in oğlu Ebü’l-Musâfirü’l-Feth geçti.

Feth, üç yıl hükümdarlık yaptı. Feth’ten sonra Abbasîler, Sâcîlerin hakimiyetine son verip, Âzerbaycan ve havalisine tekrar hakim oldular.

Sâcîler, İslâm devlet hudutları içinde kurulan, fakat iç ve dış siyasetlerinde tamamen müstakil hareket edebilen ilk Türk hânedanlarındandır. Bölgedeki Ermenilere ve Abbasîlerin merkezine yakın sapık Karmâtîlere karşı, Halîfeliğe askerî bakımdan yardımcı oldular. Âzerbaycan’da Türk nüfusunu bulundurma ve bölgenin Türkleşmesinde hizmetleri geçti. Sâcîlerin merkezi, önceleri Meraga olduğu halde, sonradan Erdebil oldu. Âzerbaycan’ın iktisadî hayatını geliştirip, altın sikke bastırdılar.

KUÅžANLAR

Oca 13, 2008 - DEVLETLER | yorum yazın

KuÅŸanlar

Hindistan’ın kuzeyinde, Sakalı bir Türk hanedanı.
Milattan sonra 1. yüzyıldan 3. yüzyılın ortalarına kadar, Hindistan’ın kuzey, kuzey-batısında, Afganistan ve Türkistan’ın bir kısmında hakim oldular. Devletin kurucusu, ilk defa İmparator unvanı alan Kucula idi. Kucula, kısa sürede, hakimiyetini, Yüeçi kabilelerine kabul ettirdi. Kucula’nın ölümünde, KuÅŸan İmparatorluÄŸu, Hindukuş’un ötesindeki Taksila’ya (bugünkü Ravalpindi) kadar yayılmıştı.

Kucula’nın ölümünden sonra yerine geçen Vina döneminde de, KuÅŸanların geniÅŸlemesi devam etti. Hindistan’da Mathura’ya kadar olan bölgeler, KuÅŸanların hakimiyetine girdi. KuÅŸan İmparatorluÄŸu, en parlak zamanını KaniÅŸka döneminde (78-120) yaÅŸadı. KaniÅŸka’dan sonra baÅŸa geçen hükümdarlar döneminde KuÅŸanlar, Ak Hunlar’ın hakimiyeti altına girdi. Dördüncü yüzyılda ise Sasânîlerin baskısı altında, tamamen eriyip dağıldılar.

LUDİLER

Oca 13, 2008 - DEVLETLER | yorum yazın

Ludîler

Afganistan’da yaşayan Halaç Türklerinin bir kolu ve bunların Hindistan’da kurdukları hânedan.
Lûdîlerden bir kısmı, Delhi Türk Sultanı Fîrûz Şah, Üçüncü Tuğluk devrinde Hindistan’a göç ettiler. Tuğluk Hanedanının ortadan kalkması ile, devletin iç siyasetinde söz sahibi olmaya başladılar. Delhi’ye hakim olan Seyyidlerin, hanedanın Türk ve Afgan askerî sınıflarına seçilmesi, Lûdîlerin işlerini daha da kolaylaştırdı. Seyyidlerden Âlemşah’ın tahttan çekilmesi üzerine, Serhend ve Lahor eski valisi ve Lûdî reisi Behlül Lûdî, Delhi tahtını ele geçirdi (1451).

Behlül Lûdî, içerdeki durumunu sağlamlaştırmak için, çeşitli tedbirler aldı. Dağlık bölgelerde yaşayan Afganlıları, kitleler halinde, Kuzey Hindistan düzlüklerine yerleştirdi. Delhi’yi aldığı zaman, hazinesindeki bütün parayı, Lûdî Afganlarına dağıtarak, kendisi de herkes kadar pay aldı. Delhi’yi kuşatan Cavnpûr Sultanını yendikten sonra, Cavnpur’u işgal etti (1478).

Behlül, çok mütevazı olmaya, büyük oymak başkanlarına, kendisi ile aynı derecedeymiş gibi davranmaya, her işi onlarla istişare ederek yapmaya, kendisiyle görüşmek isteyen herkesi kabul etmeye, hiçbir zaman beylerini taht üzerinde otururken kabul etmemeye ve onları ayakta bırakmamaya önem verdi. Behlül Lûdî, 1489 senesinde ölünce, epey çekişmeli geçen toplantılardan sonra beyler, oğullarından Nizam Hanı, İskender lakabıyla tahta geçirdiler. İskender Lûdî, 1495 senesinde Bihar’ı fethetti. Bengal Devleti ile antlaşma yaptı. Merkezî otoriteyi temin edip, ıktaların hesaplarını ciddî şekilde denetleyip devletinin hakkını aldı. O da, beylerine babası gibi arkadaşça davranırdı. Çok hayır sahibi bir kimseydi.

1517 senesinde vefat eden İskender Lûdî’nin yerine, oÄŸlu Sultan İbrahim geçti. Sultan İbrahim’in beylerine karşı davranışı, dede ve babasından çok farklı idi. Çevresini kırdı. Sultan İbrahim’in, beylerine karşı şüphelerinin artması ve birçoÄŸunu gizlice yakalatıp, öldürmesi üzerine, bir grup bey, Kâbil Sultanı Babür Şâh’a baÅŸvurup, Hindistan’a davet ettiler. Babür Åžah, çeÅŸitli hazırlık ve deneme seferlerinden sonra, 1526’da Hindistan’a yaptığı son seferde, Delhi’nin kuzeyinde Pâni Püt’te Sultan İbrahim’in ordusunu bozguna uÄŸrattı. Sultan İbrahim, savaÅŸ esnasında öldü. Böylece, Delhi Afgan Sultanlığı (Lûdîler), sona erdi. Toprakları, Babür’ün eline geçti.

HAYDARABAD NİZAMLIĞI

Oca 13, 2008 - DEVLETLER | yorum yazın

Haydarâbad Nizamlığı

Hindistan’da kurulan Türk asıllı Müslüman devlet.
1724 tarihinde Gürgâniyye (Babür) Devleti’ne (1526-1858) baÄŸlı olarak Dekken’de Çın Kılıç Han (1671-1748) tarafından kuruldu. Çın Kılıç Han, Gürgâniyye Devletinin kumandanlarından, Türk asıllı, Âbid Kılıç Han Semerkandî’nin oÄŸludur.

Gürgâniyye Devletinde yüksek memuriyetler ve Dekken eyalet valiliği de yapan Çın Kılıç Han, 1724 yılında Haydarâbad Devleti de denilen hânedanlığı kurdu. 1857 yılına kadar Gürgâniyye hakimiyetinde olan devlet, bu tarihten sonra İngiltere’ye tâbi oldu. İngilizler, Haydarâbad Devletinin dış bağımsızlığını bütünüyle, iç bağımsızlığını da kısmen kaldırıp sınırlarını daralttı. 1948 yılında İngiltere’den ayrılıp, bağımsızlığa kavuşan Hindistan ile Haydarâbad Devleti arasında siyasî anlaşmazlık çıktı. Devlet başkanı Osman Nizam Han (1911-1967) bölgenin bağımsızlığını savundu. Hindistan, bunu kabul etmeyip savaş açtı. Savaş sonunda Haydarâbad Devletinin savunma ve dış işlerinde Hindistan’a bağlı, içişlerinde bağımsız olması kabul edildi. Fakat, Kuzey Hindistanlı lider Seyyid Kasım Regavî’nin, Hindulara karşı idare ettiği Rizakârlar hareketine karşı askerî yardım göndermemesini bahane eden Hindistan, Haydarâbad’ı işgal etti. İdare, askerî bir valiye verilip, bölge eyalet hâline getirildi. 1950 Anayasası ile demokratlaşan Hindistan, Haydarâbad devletinin eski hanı Osman Nizam’ın, sadece “Haydarâbad devlet başkanı� unvanını muhafaza etmesini kabul etti. Nizamlık, 1956’da tamamen ortadan kalktı. Günümüzde sadece unvan olarak varlığını sürdürmektedir.

Gürgâniyye, İngiltere ve Hindistan devletleri hakimiyetlerinde yaÅŸayan Haydarâbad Devletinin baÅŸkenti Haydarâbad ÅŸehridir. Hânedânın dili önce Türkçe, sonra Farsça daha sonra da Urduca olup, Müslümanlar, çoÄŸunlukla Hanefî mezhebindedir. Haydarâbad devlet baÅŸkanı Bereket Ali Hanın annesi, son halife İkinci Abdülmecid Efendi’nin kızı Dürrî Åžehvâr Sultan olup, kendisi de, İstanbullu bir Türk kızı ile evlidir. 1918’de Osman Nizam Han tarafından kurulan “Osmaniyye Üniversitesiâ€?, bugün, öğretim yapılan büyük bir müessesedir.

CELAYİRLİLER

Oca 13, 2008 - DEVLETLER | yorum yazın

Celayirliler

İlhanlılardan sonra, Irak ve Âzerbaycan’da hakimiyet kuran Türkleşmiş Moğol Hanedanı.
Celâyirlilerin ataları, Cengiz Han’a ilk yıllarında büyük yardımlar yapmış ve bunlardan bazıları mühim devlet kademelerine yerleÅŸmiÅŸlerdi. Celâyirlilerden Emir Hasan Büzürg, İlhanlıların ileri gelen komutanlarındandı. İlhanlı Sultanı Ebû Saîd’in ölümü ile çıkan karışıklıktan istifade ederek, devletin idaresini eline geçirmeye çalıştı. 1340 yılında BaÄŸdat’ta bağımsızlığını ilan etti. 1356 yılında ölünce, yerine oÄŸlu Åžeyh Üveys geçti. Üveys, Âzerbaycan ve Tebriz’i, peÅŸinden de Musul ve Diyarbekir’i ele geçirdi (1364). Celâyirli Devleti en geniÅŸ sınırlarına ulaÅŸtı. Åžeyh Üveys’in vefatı üzerine, yerine, oÄŸlu Hüseyin geçti (1374). Muzafferîler ve Karakoyunlular’la mücadele eden Sultan Hüseyin’in, kardeÅŸi Ahmed tarafından 1382’de öldürülmesi üzerine iç karışıklıklar baÅŸladı. Sultan Ahmed, Âzerbaycan ve Irak’ı, diÄŸer kardeÅŸi Bayezid de Irak-ı Acem ve DoÄŸu Anadolu taraflarını alarak ülkeyi paylaÅŸtılar. Fakat 1393’te, Timur Han, BaÄŸdat üzerine yürüyüp Sultan Ahmed’i kaçırttı. Memluk hâkimiyetindeki Åžam’a sığınan Sultan Ahmed, bilahare BaÄŸdat’a geri döndü. Timur’un tekrar gelmesi üzerine, Osmanlılar’a sığındı (1400). Timur Hanla Yıldırım Bayezid Hanın arasının açılmasına sebep oldu. Ankara Savaşı (1402) sonrasında Åžam’a sığındı ise de,Timur Hanın baskısı ile Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf’la birlikte hapsolundu. İki sultan, hapiste dostluklarını ilerletip, ülkelerinin sınırlarını tespit ettiler. Serbest bırakıldıktan bir süre sonra Timur Hanın vefat etmesi (1405) üzerine çıkan karışıklıklardan istifadeyle, ülkelerine döndüler. Bir süre devam eden iki sultanın dostluÄŸu, bir yaylak meselesinden dolayı bozuldu (1410). Yapılan savaÅŸ neticesinde Ahmed Celayir’i esir alan Kara Yusuf, onu çocukları ile birlikte öldürttü. BaÄŸdat’ta Åžah Mahmud adında bir çocuk, Celâyirli tahtına geçirildi ise de Karakoyunlular, BaÄŸdat’ı da ele geçirip Celâyirli hâkimiyetini ortadan kaldırdılar (1411). Celâyirlilerin bir kolu, Irak-ı Arap’ta bir müddet hükümran olduysa da, Karakoyunlu istilası neticesi, hayatiyetleri sona erdi (1432).

Celâyirliler döneminde, İlhanlı istilası sırasında yakılıp yıkılan BaÄŸdat, yeniden imar edildi. Yapılan güzel eserlerle ÅŸehir, tekrar ilim merkezi olmaya baÅŸladı. Emir Hasan’ın baÅŸlattığı Mircâniye Medresesinin inÅŸaatı, Åžeyh Üveys zamanında tamamlandı. Türk unsurlar, Irak’ın her tarafına yayıldı. Ülkede Türkçe, Arapça’dan sonra ikinci dil oldu. Åžairler ve edipler, Celâyirli sarayında toplandılar. Celâyirli idarî teÅŸkilâtı, devamı oldukları İlhanlıların idarî teÅŸkilatının aynısı idi.

BERİDŞAHLAR DEVLETİ

Oca 13, 2008 - DEVLETLER | yorum yazın

BeridÅŸahlar

Hindistan’ın güneybatısında Bidar bölgesinde kurulan sultanlık.
Behmenîler Devletinin veziri olan Kasım Bey Beridü’l-Memalik ismindeki bir Türk Beyi tarafından kuruldu (1492). Başlangıçta göstermelik olarak Behmenilere tabi olan Beridşahlar, 1527 yılında bağımsızlıklarını ilan ettiler. Adını Kasım Beyin unvanından alan Beridşahlar Hanedanı, 1619 yılında Babür Sultanı Cihangir Şah tarafından ortadan kaldırılıncaya kadar, 127 sene hükümran oldu.

 

BEHMENİLER DEVLETİ

Oca 13, 2008 - DEVLETLER | yorum yazın

Behmenîler

Hindistan’ın Dekken bölgesinde kurulan Müslüman-Türk Hanedanlığı.

Tuğluk-Türk sultanlarından Muhammed bin Tuğluk zamanında çıkan iç karışıklıklarda, Alaeddin Hasan Behmen Şah, Dekken bölgesinde bağımsızlığını ilan etti ve Gülberge şehrini payitaht (başkent) yaptı. Elinde bulunan toprakları; Gülberge, Devletabad, Elliçpur ve Birdar olmak üzere dört vilayete böldü. Bağımsızlığını ilan etmesine yardımcı olan beyleri, bu vilayetlere vali tayin etti.

Alaeddin Hasan’ın saltanatı, kurduğu düzeni kabul ettirmek için özellikle Hindulara karşı yapmak mecburiyetinde kaldığı seferlerle geçti. Devleti, Mısır’daki halife tarafından tanındı. 1358 senesinde, Gucerat’a karşı yaptığı seferde hastalanıp vefat etti. Yerine oğlu Muhammed geçti. Muhammed Şahın ilk işi, devlet ve ordu teşkilatını kurmak oldu.

Muhammed Şahın bastırdığı para, Hindu devletininkinden daha halis idi. Hindu Varangel ve Viceyanagar racaları, Behmeni topraklarında bulunan Hindu sarraflarla anlaşarak ele geçirdikleri paraları eritip, kendilerininkine çevirdiler. Bastırdığı paraların üzerindeki Kelime-i şehadetin yerine put konmasına kızan Muhammed Şah, Viceyanagar ve Varangel racalarının topraklarına sefer düzenledi ve bu işe vasıta olan Hindu sarrafları idam ettirdi. Viceyanagar racasının ordusu dağıtıldı.

Sultan Muhammed’in 1377’de vefatından sonra yerine geçen oÄŸlu Mücahid de, saltanatını Hindularla mücadeleyle geçirdi. Yerine geçen amcası Davud Åžahın kısa süren saltanatından sonra, tahta Alaeddin Hasan’ın torunu İkinci Muhammed Åžah geçti. Dekken’de İslamiyet, bunun zamanında yerleÅŸti. Sulh ve sükun içinde geçen İkinci Muhammed döneminden sonra tahta çıkan Gıyaseddin ve Åžemseddin ÅŸahların kısa süren devirleri, karışıklık içinde geçti. Sultan Taceddin Firuz’un hakimiyeti ele geçirmesi ile birlik saÄŸlandı (1397). Viceyanagar ve Kerla racaları ile baÅŸarılı savaÅŸlar yapıldı (1398). Yapılan antlaÅŸma neticesinde Hindular, uzun zaman Behmenilere saldıramadılar. Ancak Gücerat ve Malva sultanlıklarının Behmenilere karşı düşmanca tavırlarından cesaret alarak, Behmeni topraklarına girdiler. Sultan Firuz Telingana, Hindularına karşı düzenlediÄŸi baÅŸarısız seferin akabinde hastalandı ve kardeÅŸi Ahmed Åžah sultan oldu (1422). Ahmed Åžah, Telingana Devletini tamamen ortadan kaldırdı (1424). Gücerat ve Malva sultanlarına karşı baÅŸarılı seferler yaptı. Ölünce yerine Sultan Alaeddin İkinci Ahmed geçti (1436). Bundan sonra Behmeniler Devleti, iç karışıklıklar ve mücadelelere sahne oldu. Hümayun Åžah ve Nizam Åžah devirlerinde de bu karışıklıklar devam etti.

1461’de çocuk yaşta bulunan Muhammed Şahın tahta geçmesinden sonra, Melik Şah, Türk ve Mahmud Kavan gibi güçlü emirler, idareyi ele geçirdiler. Bu güçlü komutanlar sayesinde, komşu devletlerin saldırıları durdurulup, ticaret ve hac gemilerine musallat olan korsanlara karşı başarılı seferler düzenlendi. Dekken’in batı kıyılarındaki Vişalgarh Kalesi ve Goa Limanı ele geçirildi (1471). Bilgaum ve Bankapur racaları yenildi (1472). Bilgaum ve Telingana bölgesi ele geçirilip, Behmeni Devleti, en geniş sınırlarına ulaştırıldı (1478). Bu devrede, Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmed Hanla elçi mübadelelerinde bulunuldu. En güçlü devrini yaşayan devletin toprakları, kuzeyde Berar’dan güneyde Viceyanagar’a, doğuda Bengal Körfezinden batıda Umman Denizine kadar uzanıyordu. Devlet topraklarının büyümesi ile vilayet sayısının artması icab ettiği görüşünde olan vezir Mahmud Kavan, vilayet sayısını dörtten sekize çıkardı. Bundan rahatsız olan valiler, bir komplo neticesi vezirin idamını sağladılar. Sultan Muhammed de ölüp, çocuk yaştaki oğlu Mahmud başa geçince, dört eyalet valisinin herbiri, bağımsızlıklarını ilan ettiler. Merkezde Behmeni Hanedanı, kukla olarak devam etti ise de, idareyi ele geçiren Kasım Bey Beridü’l-Memalik ismindeki Türk Beyi 1527’de Beridşahlar Devletini kurdu.

Behmenli Devletinde sultanın muhafızlarına Hassa-Heyl denilirdi. Başlarında Tavaci ve Yasavul’lar vardı. Tavacilere saray teşkilatçılığı yaptıklarından dolayı, Bavdar da denilmekteydi. Devlet teşkilatının ana hatları, Delhi Sultanlığınınki gibiydi. Padişahlık alameti olarak altın para basmak ve günde beş kere nevbet çaldırmak gibi gelenekleri, ilk defa, Sultan Birinci Muhammed başlattı.

Behmenli sultanları ve vezirleri, ülke topraklarının çeşitli yerlerinde; camiler, medreseler, hamamlar, hanlar ve kervansaraylar yaptırdılar. Gülberge’de bulunan Büyük Camiyi, Sultan Birinci Muhammed yaptırdı.
 

ADİLŞAHLAR DEVLETİ

Oca 13, 2008 - DEVLETLER | yorum yazın

AdilÅŸahlar

Hindistan’da Bicapur Devleti hükümdarlık ailesi.

Hanedanın ve devletin kurucusu olan Yusuf Adil, Behmenilerin hassa askerlerinden idi. Kabiliyetli olduğundan, İkinci
Muhammed Şahın takdirini kazanarak yükseldi. Muhammed Şahın vefatından sonra, taht kavgalarından faydalanarak
Bicapur’un idaresini eline geçirdi. Ailesiyle Bicapur’a gidip, 1490 senesinde Şah unvanını aldı ve bağımsızlığını ilan etti.

Dekken’de Behmeniler’in yıkılmasıyla, Dekken devletleri denilen dört devlet ortaya çıkmıştı. Yusuf AdilÅŸah bu devletlerle sık
sık savaşlar yaptı. Ayrıca Hind Denizi ve Hindistan’da hakimiyet kurmak isteyen Portekizliler ile mücadele etti. Portekizlilerin
sahile yerleşip üsler kurmasının önüne geçmek istedi. Fakat Portekizliler, Dekken devletleriyle olan mücadelelerden gereği
gibi faydalanıp, sahilde üsler kurdular ve git gide kuvvetlendiler.

1504 senesinde Yusuf Adilşah, Şiiliği, devletinin siyasetine esas olarak kabul edince, ülkede ayaklanmalar baş gösterdi.
Bidar ve Ahmednagar hanlarına yenilen Adilşah, önce Beras, sonra da Haniş’e kaçtı. Bir sene sonra topladığı ordu ile Bidar
Hanı Ali Berid’i yendi. Bicapur’u geri aldı ve ömrünün sonuna kadar diğer Dekken devletleriyle mücadele etti. Yusuf
Adilşah’ın hükümdarlığının son yıllarında, Portekizliler Goa’yı ele geçirdiler.

Yusuf Adilşah, 1516 senesinde vefat edince, yerine on üç yaşındaki oğlu İsmail Adilşah geçti. Fakat vefatından önce Kemal
Hanı oğluna vasi tayin ettiği için, bir süre devleti Kemal Han idare etti. Kemal Han, Cuma hutbesini dört hak mezhepten
Hanefi mezhebine uygun olarak okuttu. Ehl-i sünnet itikadına uymayı, devletin resmi siyaseti olarak kabul etti. İsmail Adilşah
tahta çıktığı sırada, Portekizlilerin ele geçirdiği Goa limanı geri alındı.

İsmail Adilşah, 1521 senesinde Viceyanagar Devleti’nin elinde bulunan Rayçur Duab’ı geri almak için bir sefer düzenledi. İki
ordu, Krişna suyu kıyılarında karşılaştı. İsmail Adilşah, askerlerini sudan geçmeye zorlayınca askerin pek çoğu boğuldu.
Karşıya geçenler de öldürüldü. İsmail Adilşah, bu savaşta kendi canını zor kurtardı.

Dekken devletleri sultanlarından Burhan Nizamşah, Ali Berid ve Alaüddin İmadşah, 1525 senesinde birleşerek, Adilşahlara
saldırdılar. İsmail Adilşah’ın başkumandanı Esad Han Lari Türk, bu birleşik orduyu, Şalapur önlerinde bozguna uğrattı. İsmail
Adilşah da, babası gibi, ömrünü diğer Dekken devletleri ile mücadele etmekle geçirdi.

1534 senesinde İsmail Adilşah’ın ölümü üzerine yerine geçen oğullarından Mallu ve İbrahim Adilşahlar dönemlerinde, ülke iç
karışıklıklar ve Dekken devletleri ile mücadele arasında kaldı. 1579’da Ali Adilşah’ın yerine hükümdar olan İkinci İbrahim
AdilÅŸah’ın dönemi, Bicapur Devletinin en parlak yılları oldu. İbrahim Åžah, Hindistan’ın en büyük İslam Devleti olan Gürganiye
Hanedanlığı ile iyi münasebetler kurdu. İkinci İbrahim AdilÅŸah, Gürganiyye Sultanı Cihangir Åžah’tan oÄŸul muamelesi gördü.
Cihangir Şah, Adilşahları, Ahmednagar ve Gülkende memleketlerinin fethiyle vazifelendirdi. Adilşahlar, Gürganilerle
beraber, Dekken’de diğer devletlere karşı mücadele ettiler. Bu devirde Bicapur Devleti sınırları, güneyde Maysor’a kadar
genişledi. İkinci İbrahim Adilşah’tan sonraki hükümdarlar döneminde, devlet yine iç karışıklıklar içerisine düştü. Bu dönemde
Adilşahlar, Gürganilere karşı Merathalılara yardım ettiler. Bu olay üzerine Gürgani hükümdarı Evrengzib Alemgir Şah, 1686
senesinde, ordusuyla Bicapur önlerine geldi ve şehri kuşattı. Kuşatma iki ay on iki gün sürdü. Bicapur’un düşmesiyle,
Adilşahlar Devleti tarihe karıştı. Son Adilşah hükümdarı İskender’e, Evrengzib çok iyi muamelede bulundu. Himayesine aldı
ve yıllık maaş bağladı.

Hindistan’ın Dekken bölgesinde, Bicapur’a iki yüz yıla yakın hakim olan Adilşahlar, bölgede Türk hakimiyetini kurdular. Uzun
seneler, Portekizlilerle mücadele ettiler. Muazzam sanat ve mimari eserleri inşa edip, kültür ve medeniyete hizmet ettiler.
Fevkalade binalar, saraylar, camiler ve türbeler yaptılar. Bunlar arasında İkinci Ali Adilşah’ın, Bicapur’da yaptırdığı cami çok
meÅŸhurdur.

ABDALİYE DEVLETİ

Oca 13, 2008 - DEVLETLER | yorum yazın

Abdaliye Devleti

Afganistan’da Abdalî kabilesinin kurduğu devlet.
 
Aslen bir Türk boyu olan Abdalîler, Gazneliler zamanında Müslüman oldular. Uzun süre daÄŸlarda yaÅŸayan bu Türk boyu, Babürlüler Devleti ile Safevi Devleti’nin arasının bozuk olduÄŸu bir sırada, Tarnak ve Argandab vadilerine indiler. Bölgenin durumu itibariyle iki büyük devlet arasında yaÅŸamalarına raÄŸmen, kendi baÅŸlarına hareket ediyorlardı.

Bir süre sonra Herat eyaletinin yönetimini ele geçiren Abdalîler, üzerlerine gelen Safi Kuli Han komutasındaki İran ordusunu hezimete uğrattılar ve Nadir Şah devrine kadar bölgenin hakimi oldular. Nadir Şah, Safevi Devletini yıktıktan sonra, zamanın karışıklıklarından faydalanarak, Meşhed’i ele geçiren Abdalîleri yenilgiye uğrattı. Nadir Şah, Abdalîlerin askeri gücünden faydalanmak ve Gılzaler kabilesini kontrol altında tutmak için, onları Kandehar bölgesine yerleştirdi.

Abdalîlerin reisi Ahmed Han, Nadir Şahın vefatından sonra Kandehar’ı ele geçirerek hükümdarlığını ilan etti (1747). Hindistan üzerine yürüyerek birçok şehri ele geçirdi ve Delhi’ye kadar ilerledi (1757).

Ahmed Åžah’ın, 1773 yılında ölümünden sonra yerine geçen oÄŸlu Timur Åžah, hükümetin merkezini Kandehar’dan Kabil’e nakletti. 1800’den 1842’ye kadar, karışıklık ve kardeÅŸ kavgalarının devam ettiÄŸi Abdaliye Devleti, bu tarihte yeni Afgan Devleti emiri Dost Muhammed Han tarafından ortadan kaldırıldı.
Â